ICME2015 2.Gün Oturum Raporları

Stirring medical schools towards Social accountability: Facilitating change in your institution

Konuşmacılar : Ming-Jung Ho, Andre-Jaques Neusy

Hazırlayan : Bahar Baş (Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Tıp Fakültesi)

Pre Conference Workshop 05

GİRİŞ

Herkesin kendini tanıtmasından sonra çalıştay süresince edineceğimiz çıktılardan kısaca bahsedildi;

-'THEnet' Birliği'nin 'Tıp Fakültelerinin Sosyal Yükümlülükleri' konusunda belirlediği anahtar noktalar

-Belirlenen noktaları kendi okullarımıza nasıl adapte edebileceğimiz

Amaç - sağlık hizmetlerini yerel toplumların sağlık düzeyini geliştirmek için düzenlemek

Halkın ihtiyaçlarının değiştiği ancak okulların hala eski sisteme bağlı kaldıklarına değinildi ve bunun devam edemeyeceği üzerine duruldu. Özellikle yerel halkın ihtiyaçlarının ön planda tutularak müfredatların hazırlanması gerektiği belirtildi.

-Sağlığın sadece hastalıklardan ibaret olmadığı, ekonomiden kültüre bir çok ögeleri olduğundan bahsedildi. 

-Tıp eğitiminin sağlık sistemiyle simbiyotik bir ilişki içinde olması gerektiği söylendi.

**Bu konuda ilk kez çalışmalar yapan okulların aslında isimleri duyulmamış ve kırsal ve fakir bölgelerde olan okullar olduğu söylendi. Bu okulların yetiştirdikleri doktorların periferde başarılı olmadıklarını farketmeleri üzerine bir reform hareketi başlattıkları anlatıldı. Aslında bu okulların 'sosyal yükümlülük prensipleri' konusunda bilgileri yoktu ancak vizyonları bu prensipleri takip eder nitelikteydi. 

Bu konuda yardım arayan okulların bir ortaklık kurduklarına ve kendi çıktılarına bağlı olarak müfredatlar hazırladıklarına da değinildi. 

-Okulların başarı ve prestiji uzmanlarına, profesör sayılarına, ödüllerine degil de topluma verdikleri hizmetle ölçülmelidir dendi.

ANAHTAR NOKTALAR

• Önce ihtiyaçlar - Toplum ve öğrenci ihtiyaçları ve sistem ihtiyaçları

• İhtiyaçları karşılayacak araştırmalar, yeterlilikler ve davranışları belirleme

• Belirlenen müfredatı hizmet verme odaklı olarak oluşturma

•  İhtiyaçları, süreci, çıktıları ve etkileri değerlendirme

•  Sağlık sistemine adapte etme

**Toplum içinde sürekli temel ihtiyaçları belirleyen araştırmalar yapılmalı ve araştırma sonuçları doğrultusunda somut çalışmalar yapılmalı dendi.

**İnisiyatifler doğrultusunda çalışabilen bir müfredat oluşturulmalı dendi.

-Üniversitenin kime hizmet ettigini iyi belirlemesi gerektiğinin altı çizildi. Aksi takdirde sadece bi işletme olacağından bahsedildi.

**Uzman oldukları alanlarda '5 yıldızlı' doktorlar yetiştirmek değil, perifere indiğinde toplumda dominant olan sorunlarla başa çıkabilen doktorların çok daha verimli bir sonuç olduğu üzerinde duruldu.

~~1973 - Dr. White kendi bölgesinde en çok görülen ve toplum sağlığı üzerinde dominant etki gösteren hastalıkların ekolojisini araştırmış. Daha sonra da aynı bölgelerdeki üniversite hastanelerinde tedavi edilen hastalıkların ekolojisini araştırarak iki sonucu karşılaştırmış. Bu karşılaştırmadan elde ettiği sonuç ise şaşırtıcı; dominant hastalıkların yalnızca %1'i üniversite hastanelerinde tedavi ediliyor. Öğrenciler kendi toplumlarında böylesi etkin görülen hastalıkların yalnızca %1'i hakkında bilgi sahibi olabiliyor.

--> Sağlık sistemi dominant hastalıkları kontrol edebilmeye ve bu konuda çalışabilecek insan gücüne ihtiyaç duyar. O halde bizlere 'pratisyen' ya da 'aile hekimi' diye isimlendirdiğimiz primer aşamada çalışacak doktorlar gereklidir.

**Küba'daki sisteme göre  mezuniyetten sonra 3 sene uzmanlık alanına yönelmenin yasak olduğuna ve bu süre içerisinde mezun doktorların pratisyen veya aile hekimi olarak çalışmaları gerektiği belirtildi. 

KENDİ OKULLARIMIZA ADAPTE ETME

-Okulun karar alma mekanizmaları değerlendirilmeli

-Okulun üzerinde etkisi olan kurumların değerlendirilmesi

-Paydaşların belirlenmesi

-Sürecin planlanması

-Ortaklıklar kurma

-'Out of box' düşünebilme yetisini geliştirme

DEĞERLENDİRME

-Bu aşamada yapılması gerekenin toplumdaki yaratılan değişikliğin göz önünde bulundurulması gerektiğinin altı çizildi.

-İhtiyaçların karşılanma düzeyinin iyi belirlenmesi gerektiği belirtildi.

ÖNERİLER

Just in case️                              

Just in time️   - İlke düzgün seçilmeli

• Kırsal ve fakir bölgelerde hizmet verecek doktorların yine aynı bölgelerden gelen kişilerden yetiştirilmesi gerektiği vurgulandı.

• Profesörlüğün yalnızca akademisyenin yayınlarına bakılarak değil verdiği hizmetlere ve öğretme yeteneklerine de bakılarak belirlenmesi gerektiği söylendi.

• Doktor yetiştirmek için yalnızca doktora gerek olmadığı, işinde yetkin hemşireler ve diğer sağlık çalışanlarının da perifer için yetiştirilen doktorlara mentörlük yapabileceği konuşuldu. Mentör olarak belirlenen kişinin iyi bir 'facilitator' olmasına dikkat edilmesi gerektiği söylendi.

• Sağlık hizmetlerinin okullarla toplum arasındaki bir ilişkiden oluşması gerektiği söylendi ve sorunların direk kaynağından (toplumdan) öğrenilmesinin çok daha etkili ve uygulanması kolay çözümlere ulaşılmasındaki önemi belirtildi. 

• Ayrıca okullardan mezun olan doktorların okulları tarafından takip edilmesi gerektiği ve yönlendirilmesi gerektiği de özellikle açıklandı.

KAPANIŞ

 

Katılımcılardan alanınan geri bildirimlerle oturum sona erdirildi.

Practical Approach to Assessment of Medical Competence and Performance

Konuşmacı :Charlotte Ringsted

Hazırlayanlar :Buğra Han Egeli(İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi),Başak Selin Kara (Koç Üniversitesi Tıp Fakültesi)

 

Oturumun amacı tıp eğitiminde hem mezuniyet öncesi hem mezuniyet sonrası eğitimde değerlendirmenin yani sınavların önemini, nasıl yapılması gerektiğini hatta yapılıp yapılmaması gerektiğini konuştuk.

İlk olarak genel tıp eğitiminde sınamanın olup olmaması gerektiğine ve sınamanın öğrenci, öğretmen, kurum, program ve toplum açısından fayda ve zararlarını tartıştık. Öğrenci açısından baktığımızda değerlendirme öğrenci için geri bildirim niteliğinde ve öğrenciyi çalışmaya itme niteliğindedir. Ama değerlendirmenin öğrenciyi meslek odaklı değil de sınav odaklı çalışmaya ittiğini düşündük. Öğretmen için ise sınamalar öğrencide olduğu gibi öğretmende de geri bildirimi sağlar. Buna rağmen öğretmenler sınavları hazırlarken kontrol ederken çok vakit kaybı yaşarlar ve yeni daha faydalı bir sistemle gelmek istediklerinde büyük bir bürokratik engelle karşılaşırlar. Bu durum onların daha kalifiye değerlendirmeler hazırlamalarında caydırıcı nitelik taşır. Kurum için ise ülke çapındaki sınavlarda başarı kurumun ulusal ve uluslararası alandaki başarısını göstermede bir araçtır, reklam niteliği taşır. Toplumda da sınavların varlığı toplumun ileriki doktor adaylarına duyduğu güveni artırır.

Çalıştayın ikinci kısmında ise daha spesifik olarak mezuniyet öncesi ve mezuniyet sonrası pratiğe yönelik tıp eğitimi üzerine ders programı ve değerlendirme esaslı örnek planlamalarda bulunduk. Üç aşamalı (level1, level2, level3) tıp eğitiminden bahsettik. Aşamalar ilerledikçe özelleşip zorlaşıyor. İlk aşama başlangıç seviyesi ikinci aşama ileri başlangıç üçüncü aşama ise kompetandır. Bu 3 aşama ile mezuniyet öncesi eğitimin sadece bilgiye yönelik olması ve mezuniyet sonrası eğitimin de sadece pratiğe yönelik olması sorununun öne geçilmesi amaçlanmaktadır. Buna uygun mezuniyet sonrası eğitim sistemi örneklerini farklı uzmanlık alanlarında tartıştık. Örneğin, pediatrinin neonatal evresi üzerinde 3 aşamalık bir eğitim sistemi tasarladık. Birinci aşama birinci sene, ikinci aşama ikinci sene, üçüncü aşama da dördüncü veya beşinci sene verilmek üzere tasarlandı. Birinci aşamada daha günlük düzende hastanede denetleyici altında yapılan şeylerin aktarılması amaçlandı (anamnez alma gibi). İkinci aşamada yine denetim altında acil müdahalelerin gözlenmesi, gerektiğinde ilaç tavsiyesinde bulunulması amaçlandı. Son olarak üçüncü aşamada ise denetimsiz tamamen etik kuralları çerçevesinde bağımsız bir sağlık hizmeti sunulması ve her türlü kararın verilmesi planlandı.  Bu aşamalardaki değerlendirmeler ise sene sonu tüm senenin final sistemleriyle ve blok sonu pratik sınavlarıyla değerlendirilmelidir.

Son olarak OSCE- objective structured clinical examination sistemi hakkında detaylı konuştuk. Bu sistem de ülkemizde Cerrahpaşa gibi bazı okullarda (dört okul) işlenmekte ama ülkemize de yeni gelmiş bulunmaktadır. Klinik bilimlerde ve mezuniyet sonrası eğitimde sınavların pratiğe dayalılığını farklı masalar ve standlar açarak her standda farklı bir oyuncunun veya mankenin üzerinde öğrencilerin muayne, tedavi(müdahale) ve anamnez alma yetenekleri test edilip hem bilginin hem de pratik yeteneğin bir sentez halinde test edilmesi amaçlanır. OSCE’nin yanında sınavların test veya yazılı olması yerine tek veya az sayıda soruya kompozisyon yazılması gerektiğini düşündük ve kitap açık yapılmasının faydalı olacağını savunduk. Bu şekilde öğrencinin ezberini değil o anki bilgilerini kullanma, sentezleme ve analitik düşünce yetisini kullanmasını sağlamış oluruz.

Çalıştayım özellikle mezuniyet sonrası eğitim konuşulurken bana biraz ağır da gelse çok keyif aldım ve çok şey öğrendim. Farklı alanlarda ufkumu açtı ve bana ders veren insanlarla tıp eğitimi hakkında benzer düşündüğümü anlamamı sağladı. Verebileceğim eleştiri ise çalıştayın değerlendirme hakkında konuştuğumuz kısımlarının daha pratiğe yönelik somut örnekler, vakalar üzerinden ilerlemesinin daha faydalı olacağını düşünüyorum. 

 

USING EMOTIONAL INTELLIGENCE TO LEAD THE CHANGE IN MEDICAL EDUCATION

Konuşmacılar : Fadil Citaku,Yawar Hayat

Tarih : 16.10.2015

Saat : 08.30-12.30( 4 saat )

Hazırlayan : Sena Alptekin (Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi)

Pre Conference Workshop 09

İlk olarak kendilerini tanıtarak başladıkları eğitime yürütmekte oldukları araştırmaları ve dahil oldukları mezun öncesi ve sonrası  programları da ekleyerek tanışma kısmını anlattılar.Katılımcıların hepsi teker teker kendilerini tanıtmadılar.

Oturumun ilk yarısını Fadil Citaku başlattı.Daha sonra araştırmalardan çıkan sonuçları ve aslında liderlik özelliğinin tıp eğitiminin her aşamasında aslında ne kadar önemli olduğu konusuna birkaç slaytla değindi.Daha sonra değişim ve duygusal zekanın bağlantısı üzerinde durduk.Burda vurgulanan bizi değişime iten güçlerin neler olduğuydu.İç ve dış olarak ayrılan bu nedenler aslında ekonomik,hükümetle ilişkili veya teknoloji olarak sayabiliriz.

Bundan sonra insanların neden değişime direndikleri konusunda konuştuk burdan çıkan en önemli sonuçta insanların sahip oldukları şeyleri kaybetme korkusu ve değişimindeki zayıfların farında olmasıydı.Golemanın teorisi hakkında kısa bir bilgilendirmeden sonra duygusal zekanın iş yerinde neden olduğu konusu hakkında konuştuk.Duygusal zekaya sahip olan liderler diğer liderle göre %80-90 daha başarılı oldukları görülmüş ve daha iş bitirenler olarak adlandırılmış.İşte burda iyi lider(good leader) ve iş bitiren lider(effective leader) olan birbiriyle karıştılan iki kavram üzerinde daha sonra Yawa Hayatın sunumunda çokça değinildi.

Daha sonra amygdalanın davranışlarımız ve duygu durumumuz üzerinde etkilerini ,basal ganglionun yine bilgiyi depolamada ne kadar başarılı olduğu ve bu bölgenin kesinlikle sözcüklerle alakalı olmadığını ve kesinlikle duygulardan sinyal aldığı konusunda araştırmalardan bahsedildi.Duygusal zeka ölçme testlerinden bahsettikten sonra başarılı liderlerin sıradan bir liderden 3 kat daha fazla gülümsedikleri konusuna değinerek sunum sırasını Yawar Hayat’a verdi.

Yawar Hayat,Dr.Citaku2nun altında PhD yaptığı için aldığı derslerden bize bir sunum hazırlamış ve tabiki bu da liderlik hakkındaydı.Aslında oturumun bu kısmı biraz biizm de kurultay ve diğer toplantılarda yaptığımız eğitimler gibiydi.Liderlik nedir, önemi nedir,kapsadıkları gibi temel sorular üzerinde durduk.Daha sonra liderlik çeşitlerinden ve bunlar üzerinde yeni ve çalışılan yeni bir alan olan authentic leadership üzerinde durduk.

Bu sunumun sonunda herkese birer makale ve bunları okumak üzere 30 dk’lık bir süreç ve ardından da makalenin altındaki soruları cevaplayarak hazırladığımız sunumları bibirimize sunmamız istendi.

Olumsuz Feedback : İki oturum arasında yeterince  bağlantı kurulamadığını ve duygusal zekayı biraz daha birleştiren bir liderlik üzerinde durulması gerektiği söylendi.

Curriculum Reforms: Issues, Challenges and Opportunities

Konuşmacılar : Matthew C. E. Gwee

Hazırlayan : Aykut Uçar(Yeditepe Üniversitesi Tıp Fakültesi),Çağrı Orkun Kılıç(Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi)

Pre Conference Workshop 07

GİRİŞ.

Gwee Matthew’un Curriculum Reforms adlı workshopu önce kendini tanıtmasıyla başladı. Ardından çeşitli ülkelerden gelen katılımcıların kendilerini tanıtmasıyla devam etti. 9 akademisyen ve benimle beraber 2 öğrenci bulunuyordu oturumda.

Önce ‘Curriculum nedir?’ sorusu ile oturuma başladık. Herkesten farklı tanımlamalar duyulurken başlıca fikirler ‘öğrenciler ve öğretmenler için yol haritası’ ve ‘öğretim sistemi dizaynı’ydı.

Ardından curriculum çeşitlerinden bahsedildi. Lisans tıp eğitimindeki bu yöntemler farklı disiplinleri içermesine rağmen ortak bir hedefe sahipler: Tıp öğrencilerini eğitmek. Disiplinler arası farklılıklara rağmen tek bir amaç güderek oluşturulan bu müfredat yöntemi 1961’deki Wisdom  of Miller makalesinde ‘unity in diversity’ denerek ifade edilmiştir.

**

Bu partta, müfredat reformuna nasıl ve niçin başlamalıyızı tartıştık. Öncelikle nasıl bir değişime ihtiyaç duyduğumuzu tespit etmemiz gerekiyor. Bu tespitten sonra elimizdeki verileri düzgün bir biçimde analiz etmemiz ve ardından bir beyin fırtınası ortamı oluşturmamız gerekiyor. Bu ortamda özellikle öğrencilerin de bulunmasının gerekliliği belirtildi.

**

Grup çalışması kısmında, 21.yüzyılda müfredat reformuna ihtiyacımız var mı? sorusunu yanıtlamaya çalıştık. Workshopta bulunan dekanlar ve akademisyenler de dahil hepimiz bu gerekliliği kabul ettik çünkü ortak karar 20.yüzyıl müfredatının 21.yüzyıl için yetersiz olduğuydu.

Ardından bu yenilenme için başlıca unsurlar neler olabiliri tartıştık.

-Teknoloji bazlı olmalı

-Hasta ihtiyaçlarına ve profillerine dayalı olmalı

-Her zaman gelişmeye ve değişmeye açık olmalı

-Doktor, hasta ve öğrenci ortak çalışması olmalı

**

Bu kısımda, müfredat reform sürecinde göz önünde bulundurmamız gereken şeyleri tartışmaya başladığımızda küçük bir beyin fırtınası gerçekleştirdik, iki gruba ayrılıp. Sonunda çıkan fikirleri birleştirdiğimizde elimizde olanlar şunlardı:

-Öncelikle öğretmen veya öğrencilerden gelen negatif tepkilere dikkat etmemiz gerek. (Negatif tepkinin nedeni; yürürlülükte olan müfredatın eksik veya yanlış olduğunu gösteren kanıtın olmamasıdır. Kanıtı biz göstermeliyiz.)

-Sıfırdan yeni bir müfredat yerine öncelikle elimizde olan müfredatı geliştirmeye gidilmeli. (Sıfırdan bir çalışma ve yenilenme çok fazla tepki çekip aynı zamanda başarısız da olabilir.)

-Bu süreçte yer alan söz sahipleri ile bir tartışma ortamı olmalı ve bu sürece uygun bir komite oluşturulmalı. (Öğrencileri de içermeli, bunun için tıp eğitimi reform araştırmalarına yöneltmek ve yetiştirmek gerekli)

- Öğretmenlerden bu değişime gelen negatif tepkiler şunlardır; şüphecilik, direnç, nefret.

Gwee Matthew tüm bu zorluklar ve gerekliliklerle yüzleşilmesi ve pes edilmemesi gerektiğini belirtti. Şu an için en ideal sistem olan PDÖ için de bu zorlukların yaşandığı ve hala yaşanmaya devam ettiğini söyledi.

**

Bir diğer grup çalışmasında ise bu müfredat yenileme sürecinden en fazla faydayı nasıl sağlayabileceğimiz üzerineydi. Yine bir beyin fırtınası ardından kısaca bu yolları şöyle özetledik:

-Adım adım ve yavaş ilerlemeliyiz. Bu yeniliğin daha sağlam ve kontrollü olmasını sağlar.

-Sürekli bir feedback mekanizmasına sahip olmalıyız. Böylece her yeni adımın işleyişliğini düzgün bir biçimde kontrol etmiş oluruz.

-Sürekli bir eğitim sürecinde olmalıyız. Her zaman yenilenmeli ve değişen ihtiyaçları göz önünde bulundurmalıyız aksi halde önceden yapılan hataları tekrar yapmış oluruz.

-Kendimize uygun programı bulmalıyız. Sosyal ve ekonomik her koşul göz önünde bulundurulduğunda kendimize en uygun ve yürütülebilir programı sağlamalıyız.

** 

Oturumun son kısmında Sayın Matthew, ‘Our Iceberg is Melting’ adlı kitaptaki 8 adımdan bahsetti.

1)      Aciliyet hissini yarat

2)      ‘Değişim Takımı’nı seç

3)      Değişim yolunuzu ve stratejini geliştir

4)      İlgilileri dahil etmek için bilgilendir

5)      Harekete geçmeleri için diğerlerini teşvik et

6)      Kısa zamanlı kazanımlar elde et

7)      Israrcı ol, pes etme

8)      Yeni bir kültür yarat (eskisini yok edecek kadar güçlü olana dek) 

Team-Based Learning Among Multicultural Medical Students

Konuşmacılar :Gulam Saidunnisa Begum,Anshoo Agarwal 

Hazırlayan : Sena Alptekin (Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi),Berfin Gizem Uslu (Yeditepe Üniversitesi Tıp Fakültesi)

Tarih : 16.10.2015

Saat : 14.30-16.30

Pre Conference Workshop 10

Maalesef katılımcı olmayan eğitimde  1 saatlik bir gecikme yaşandı.Ve Anshoo Agarwal kendi sunumu olan takım çalışması hakkında ben ve berfini bilgilendirdi.Sunumuna Together Everyone Achieves More olarak açtıkalrını anlattı.Ve bunu nasıl uluslararası öğrencilere ve büyük gruplara sahip okullarda nasıl takıma dayalı öğretimde kullanabileceğimiz,bunun faydaları ve uygulamaları neler bunlardan konuştuk.

Takıma dayalı çalışmada hocaların geleneksel  yöntemdeki gibi sahnede değil öğrencinin yanında daha çok bir yönlendirici olarak bulunduklarını belirtti.Bu da bireysel etkileşim,öğretmen-öğrenci arasındaki ilişkiyi geliştirdiğini anlattı.

Daha sonra böyle bir eğitime nasıl hayata geçirebileceğimizi,nasıl bir süreç izlememiz gerektiğini konuştuk.Aynı zamanda kendi üniversitelerinde de uyguladıkalrı bu eğitim şeklini fotoğraflarla bize gösterdiler.

Ve eğitimin sonunda 2 tane katılımcı (Ben ve Berfin ) ve moderatör olarak Marshmallow adlı bir oyun oynadık burda bize verdikleri 20 spaghetti çubuğu,bant,makas ve marshmallow ile en az malzemeyei kullanarak marshmallowu en yükseğe 18 dakika içinde yapmamız istenildi.Biz de takım çalışmasında başladık,oyunun sonunda da bu oyundan neler çıkardığımızı ve takım çalışmasının bize nasıl bir katkıda bulunduğunu söylememizi istediler.

Feedback : Hocaların ikisi de hiçbir katılımcı olmamasına rağmen sadece iki öğrenciye worksopı gerçekleştirdiler ve bu gerçekten çok değerli bir şey.Ama aynı zamanda aslında tıp eğitiminde yeni yeni yüzeye çıkan bu farklı eğitim şekline duyulan ilgisizlik de şaşırtıcı bir noktaydı.

Together

Everyone

Achieves

More

TBL(TEAM BASED LEARNİNG) NEDİR?

1970 YILINDA Oklahama’da geliştirilen bu eğitim tarzı kalabalık eğitim kurumlarında daha faydalı olmaktadır. Bu sistemin etkili olabilmesi için olabildiğince çok takıma gerek vardır. Arap Emirliklerinde 7 8 tıp fakültesi olduğu için bir çok ülkeden gelen farklı kültürdeki öğrencileri bir araya getirmek birlikte aynı düzeyde eğitim almaları için bu sistem aktif olarak işliyor.   Horward Gardner’ın çoklu zeka kuramına göre; sözel,müziksel,içsel,sosyal,doğasal,varoluşsal,kinestetik,mantıksal-matematiksel,uzamsal zeka tipleri vardır ve bunların hepsi bir insanda bulunmamaktadır bu nedenle takım çalışmasında farklı zeka tiplerini bir araya getirerek amaça yani öğrenme hedefine daha kısa sürede ve daha verimli bir şekilde ulaşmak mümkün.Geleceğin doktorları olarak takım olarak çalışmamız gerekiyor çünkü en iyi kalitedeki tedavi bir çok branştaki doktorun bir arada çalışarak ortaya koyacağı bir ürün olacaktır ve bu sitem ile  öğrenci iken alışma olasılığı bulmaktadırlar.

TBL’in 4 prensibi;

1.Group must be properly formed and managed

2.Student must be made accountable

3..Team activity must promote both learning and team development

4.Receive frequent immediate feedback

GROUP MUST BE PROPERLY FORMD AND MANAGED

Team formation

1.Goal create funtional teams

2.Faculty should select

3.Heterogenous selection

4.Size of team

5.Team permanence

Reading Assurance

1.Pre-readings

2.Reading assurance

3.Appeals

4.Mini-lecture

5.Application based team exercises

TBL iki aşamadan oluşuyor:

Phase 1 : öğrenmenin % 40 ı bu aşamada gerçekleşiyor.Bireysel Çalışma öğrencilereönceden gönderilen okuma metnini okuma, verilen referanslara çalışmaktan oluşan bir süreç.

·         Learners read and study  independently outside

·         Preperation(pre class) individual study

Phase 2: inside class , öğrenciler sınıfa gelir gelmez verilen metinden 10 soruluk sınava tabi tutuluyorlar daha sonra aynı soruları takımla birlikte çözüyorlar ve aynı sorulardan iki ayrı sınav olup notlarınıda bu iki sınavın toplamından alıyorlar .Daha sonra derse hazır hale gelen öğrenciler konu ile ilgili derse geçiyorlar.

·         10 MCQ

·         Readiness Assurance (in class)(i-RAT&t-RAT)  %70 same question

·         İmmediate feedback

·         Mini lecture

·         Application based exercise  %100

 

Essential Skills on Computer Enhanced Learning(ESCEL)

Konuşmacı : John Sandars

Hazırlayan : Rıdvan Arda Demirci (Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi) - ardemirci6@gmail.com

Pre Conference Course 02


ESCEL ''Essential Skills on Computer Enhanced Learning'' programın iki büyük kursundan biriydi. Sabah 9'dan akşam 4.30'a kadar dolu dolu ve interaktif bir çalışma gösterdik.

Kursun temel hedefi, teknolojiyi eğitim sistemlerine entegre etmek isteyen hocalara , bu işin temel bilgilerini vermekti. 

Toplam dört oturumda tamamladığımız kurs, ilk başta öğrenmenin ve öğretmenin temellerini anlattı. İki tip öğrenci vardır:

1)Aktif öğrenci: Derslere hazırlıklı gelir, derslerde sorular sorar ve derslerde öğrendiklerini farklı kaynaklardan sorgular.

2)Pasif Öğrenci: Derse gelir, ve sadece öğretmenin anlattığını alır.

Bu iki tip öğrencinin, eğitmen için yansıması da şöyledir: Eğer tamamen hazırlıklı, kendine güvenli ve konuyla ilgili tüm bilgileri biliyorsa, aktif öğrenci eğitmen için çok daha yararlı olacaktır. Keza aktif öğrenci, eğitmeni yeni şeyler öğrenmeye sürükler. Eğer eğitmen, mental olarak hazır değil ve bilgisi konu hakkında sınırlıysa, bu durumda pasif öğrenci eğitmen adına daha iyi olacaktır. Uzun lafın kısası, aktif öğrenci ve eğitmen arasındaki 'mutual learning' pasif öğrenci ve eğitmen arasında gerçekleşmez.

Ayrıca Dr.Sandars, öğrenme sürecinde iki tip bellekten bahsetti:

1)Short Term Memory(STM): Bu bellek, yeni şeyler öğrenirken bilgileri kafamızda yazdığımız ilk yer.

2)Long Term Memory(LTM): Bu bellekse, yeterince çalışma sonucu STM'den bilgilerin geçtiği adeta bir 'depo' gibidir.

Bu iki bellek arasında geçiş, aktif öğrenme (active learning process) ile gerçekleşir. -Adımlar için yazının sonundaki mail adresinden bana ulaşabilirsiniz-

Eğitmenin buradaki görevi ise, STM-LTM geçişinin teşvik edilmesidir, bunu mini sınavlar, ders içinde eski konulardan soru sorma gibi tekniklerle sağlayabilirler.

Bilgisayar teknolojilerinin eğitimde kullanılması , kursun tüm bölümlerinde tartışdığımız bir konu oldu:

Gelişmiş ülkelerde dahi , eğitim 'pure online' şeklinde yapılmıyor. Keza Dr. Sandars, bunun tamamen yanlış olduğundan söz ediyor. Eğitimde en önemli ilkelerden birinin, öğrenci-öğretmen etkileşimi olduğunu, ve en azından görüntülü iletişime geçilebilecek basit online sistemlerin bunu sağlamak için kullanılabileceği ayrıca Dr.Sandars dile getirdi.

'Pure online' eğitimlerdense, online ve geleneksel eğitimin bir kombinini kullanmak öğrenme aşamalarını hızlandırdığı gibi, öğrenciye bir esneklikte sunuyor. Nedir bu esneklik? Örneğin, öğrenci sıkışmış ders programlarından kurtuluyor, kendi hızıyla istediği zaman derslerini alabiliyor böylece gün içerisini ekstra işlerini sığdırabiliyor. Böylece geleneksel eğitimde öğrenme hızı farklı olan öğrenciler arasındaki çatışma sona eriyor, eğitim programı aksamıyor. Ancak bu durum beraberinde farklı problemleri de beraberinde getiriyor: Birincisi, ödevler ve sınavların güvenilirliği, öğrencinin görevini kendi başına yaptığını kontrol etmek , online eğitimlerde epey problem arz ediyor. Ancak bunun için geleneksel ve online eğitim kombini(hybrid eğitim modeli) en doğru çözüm. İkincisi ise, öğrencinin konular üzerinden yeteri kadar geçip geçmediğinin kontrol edilememesi. Bu noktada Dr. Sandars, tüm eğitim modellerinin ortasında öğrencinin olduğundan bahsetti. Yani öğrencinin 'Nasıl öğrencini bilmesi' ve aktif bir öğrenci olması, eğitimin kalitesini her anlamda artırıyor.

Hybrid eğitim modelleri teoride güzel olsa da , platformun kurulumu aşamasında , maddi olarak eğitim kurumlarına zorluk çıkarıyor ve ekstra mesai gerektiyor. Mesela, tek bir online platformun kurulması için, teknik ekip, bilgisayar ekibi, öğretmenler, videolarla uğraşacak ekip , ve denetçi ekibin olması geerekiyor. Bu da , geleneksel eğitimdeki personel gereksinimini neredeyse ikiye katlıyor. 

Online eğitim modellerinin tek başına kullanılmasının en önemli sorunlarında bir de, pratik eğitimlerin efektif olarak uygulanamaması. Özellikle çok pratik gereken: acil, cerrahi gibi servisler için yetiştirilen öğrenciler adına , online eğitim yeterli değil.

Online eğitimde önemli bir başka husus ise, kullanılacak platformun sadeliği. Bu hususta , açılan PC penceresinde :

1)Bilgiler gereksiz derecede fazla olmamalı

2)Pencereler dikkat dağıtıcı renklerle boyanmamalı

3)Birbirini takip eden pencerelere yönlendirim basit ve anlaşılır olmalı.

Bu noktada Dr. Sandars, Dünyanın dört bir yanından online platformlardan örnekler gösterdi, ve bunların çoğu yetersiz olarak değerlendirdik. Buradan çıkan sonuç ise, eğitimin bu alanda henüz emekliyor olduğu.

Öğrenme ve öğretme yeteneklerinden bahsederken, bahsettiği en önemli noktalardan birisi de , öğrencinin öğrenirken tek bir öğrenme modelini kullanması , eğitmenin de tek bir öğrenme modeli ile öğretmesi. Peki öğrenme modeli ne demektir? 

Öğrenme modellerine örnek olarak , görerek öğrenme , işiterek öğrenme, okuyarak öğrenme vs. gösterilebilir. Bu modeller aynı ders içinde parçalar halinde kullanılabilir, ancak hepsi aynı anda olmamalı. Keza bu durumda, öğrenci hiçbirine tam odaklanamıyor böylece neredeyse hiçbir şey öğrenemiyor.

Dr. Sandars, kursun sonunda üç hususa özellikle değindi:

1) Teknoloji eğitimde sadece bir araçtır

2) Eğitimin temelinde öğrenci vardır

3) Eğer bir online platform hazırlanıyorsa, server kapasitesinden, pencere rengine kadar her şey eğitmen tarafından değerlendirilmelidir.

 

Practical Approach to Assessment of Medical Competence and Performance

Konuşmacı :Charlotte Ringsted

Hazırlayanlar :Buğra Han Egeli(İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi), Başak Selin Kara (Koç Üniversitesi Tıp Fakültesi)

Pre Conference Workshop 06

Oturumun amacı tıp eğitiminde hem mezuniyet öncesi hem mezuniyet sonrası eğitimde değerlendirmenin yani sınavların önemini, nasıl yapılması gerektiğini hatta yapılıp yapılmaması gerektiğini konuştuk.

İlk olarak genel tıp eğitiminde sınamanın olup olmaması gerektiğine ve sınamanın öğrenci, öğretmen, kurum, program ve toplum açısından fayda ve zararlarını tartıştık. Öğrenci açısından baktığımızda değerlendirme öğrenci için geri bildirim niteliğinde ve öğrenciyi çalışmaya itme niteliğindedir. Ama değerlendirmenin öğrenciyi meslek odaklı değil de sınav odaklı çalışmaya ittiğini düşündük. Öğretmen için ise sınamalar öğrencide olduğu gibi öğretmende de geri bildirimi sağlar. Buna rağmen öğretmenler sınavları hazırlarken kontrol ederken çok vakit kaybı yaşarlar ve yeni daha faydalı bir sistemle gelmek istediklerinde büyük bir bürokratik engelle karşılaşırlar. Bu durum onların daha kalifiye değerlendirmeler hazırlamalarında caydırıcı nitelik taşır. Kurum için ise ülke çapındaki sınavlarda başarı kurumun ulusal ve uluslararası alandaki başarısını göstermede bir araçtır, reklam niteliği taşır. Toplumda da sınavların varlığı toplumun ileriki doktor adaylarına duyduğu güveni artırır.

Çalıştayın ikinci kısmında ise daha spesifik olarak mezuniyet öncesi ve mezuniyet sonrası pratiğe yönelik tıp eğitimi üzerine ders programı ve değerlendirme esaslı örnek planlamalarda bulunduk. Üç aşamalı (level1, level2, level3) tıp eğitiminden bahsettik. Aşamalar ilerledikçe özelleşip zorlaşıyor. İlk aşama başlangıç seviyesi ikinci aşama ileri başlangıç üçüncü aşama ise kompetandır. Bu 3 aşama ile mezuniyet öncesi eğitimin sadece bilgiye yönelik olması ve mezuniyet sonrası eğitimin de sadece pratiğe yönelik olması sorununun öne geçilmesi amaçlanmaktadır. Buna uygun mezuniyet sonrası eğitim sistemi örneklerini farklı uzmanlık alanlarında tartıştık. Örneğin, pediatrinin neonatal evresi üzerinde 3 aşamalık bir eğitim sistemi tasarladık. Birinci aşama birinci sene, ikinci aşama ikinci sene, üçüncü aşama da dördüncü veya beşinci sene verilmek üzere tasarlandı. Birinci aşamada daha günlük düzende hastanede denetleyici altında yapılan şeylerin aktarılması amaçlandı (anamnez alma gibi). İkinci aşamada yine denetim altında acil müdahalelerin gözlenmesi, gerektiğinde ilaç tavsiyesinde bulunulması amaçlandı. Son olarak üçüncü aşamada ise denetimsiz tamamen etik kuralları çerçevesinde bağımsız bir sağlık hizmeti sunulması ve her türlü kararın verilmesi planlandı.  Bu aşamalardaki değerlendirmeler ise sene sonu tüm senenin final sistemleriyle ve blok sonu pratik sınavlarıyla değerlendirilmelidir.

Son olarak OSCE- objective structured clinical examination sistemi hakkında detaylı konuştuk. Bu sistem de ülkemizde Cerrahpaşa gibi bazı okullarda (dört okul) işlenmekte ama ülkemize de yeni gelmiş bulunmaktadır. Klinik bilimlerde ve mezuniyet sonrası eğitimde sınavların pratiğe dayalılığını farklı masalar ve standlar açarak her standda farklı bir oyuncunun veya mankenin üzerinde öğrencilerin muayne, tedavi(müdahale) ve anamnez alma yetenekleri test edilip hem bilginin hem de pratik yeteneğin bir sentez halinde test edilmesi amaçlanır. OSCE’nin yanında sınavların test veya yazılı olması yerine tek veya az sayıda soruya kompozisyon yazılması gerektiğini düşündük ve kitap açık yapılmasının faydalı olacağını savunduk. Bu şekilde öğrencinin ezberini değil o anki bilgilerini kullanma, sentezleme ve analitik düşünce yetisini kullanmasını sağlamış oluruz.

Çalıştayım özellikle mezuniyet sonrası eğitim konuşulurken bana biraz ağır da gelse çok keyif aldım ve çok şey öğrendim. Farklı alanlarda ufkumu açtı ve bana ders veren insanlarla tıp eğitimi hakkında benzer düşündüğümü anlamamı sağladı. Verebileceğim eleştiri ise çalıştayın değerlendirme hakkında konuştuğumuz kısımlarının daha pratiğe yönelik somut örnekler, vakalar üzerinden ilerlemesinin daha faydalı olacağını düşünüyorum.

 

Essential Skills in Medical Education(ESME)

Konuşmacılar: Ronald Harden, John Dent, Patricio Lilley

Hazırlayan : Cemre Çelebi (Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi)

Pre Conference Course 01

Aligning the medical school curriculum with WFME Standards

Konuşmacılar :Hossam Hamdy, Iskander Sayek

Hazırlayan : Ayşenur Kozlu(Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi)

Pre Conference Workshop 08

World Federeation of Medical Education)Dünya Tıp Eğitimi Federasyonu'nun tıp fakülteleri için belirledikleri standartların ele alındığı workshopumuzda Türkiye Akreditasyon Derneği Başkanı İskender Sayek konuşmacılarımızdan biriydi. Katar Üniversitesi'nden olan Hossam Hamdy ile yaptıkları sunumunda öncelikle konumuz olan standartların sınıflandırmasından bahsedildi. Uluslararası bir akreditasyon sistemi olmamasına rağmen belirlenen bu standartlardan temel olanlar, ulusal düzeyde olan akreditasyon denetimlerinde mutlaka kontrol edilmesi şartı olması en önemli noktalardan biriydi. Iskender Hoca bu konu sırasında Türkiye'de Tıp Eğitimi Akreditasyon'unun WFME tarafından tanındığını ekledi. Iskender Hocanın belirttiği bu nokta aklımızdaki ulusal akreditasyon almış olan okulların uluslararası görünürlüğü ile ilgili aklımızdaki soruların çözülmesini sağladı. 
Akreditasyon okulların kalitesine onaylayan bir  uygulama olduğu için kalitenin ne olduğu tartışıldı. "Amaca uygunluk", "Yapılanın dokümanlara geçirilmesi, dokümanlara geçirilenin yapılması" gibi cevaplar geldi ve kalitenin değişkenliğinden bahsedildi. 
WFME'nin standartlarında "must" bazılarının "should" problemi konuşuldu. Yani mutlaka sağlanması gereken standartlar ve sağlanması önerilen standartlar ele alındı.
Sonrasında bir akreditasyon kurulunun denetlediği bir fakültede kontrol ettiği ilk öğenin kayıtlar ile gerçeklerin uyuşup uyuşmadığı olduğundan bahsedildi. Bundan yola çıkarak grup çalışmalarında da kayıtlara geçirilenlerin gerçekliğinin kanıtlanması kaygısı üzerine de konuştuk.
Takım çalışmasında Katar Üniversitesi Proje Direktörü ve yine universitenin Araştırma ve Geliştirme Departmanı'ndan 2 kişi, Bezmi Alem Üniversitesi'nin kurucu üyesi olan bir öğretim üyesi ve yine üniversitenin rektörünün katılımıyla grup çalışmamızı gerçekleştirdik. Takım çalışmalarına WFME'nin sitesinden de ulaşılabilecek olan bir okulun misyon tanımından, müfredat geliştirilirken içerikte bulunması gereken her şeyi içeren görev kağıtlarını gözden geçirerek başladık. Okulların misyonları üzerine konuşurken yalnızca bir doktor değil "şifacı" niteliği taşıyan "hekimlerin" yetiştirilmesi gerektiği konusuna değinildi. Ayrıca okullarda hekimliğin uluslararası yönüne, haksızlığı ve eşitsizliğe karşı olan yönüne dair içeriğin genelde misyonlarda değinilmediğini dikkatimizi çekti. Grup çalışmasında ve tüm workshop boyunca öğrencilerin de bu konuda bilgilenip gerekirse fakülte yönetiminden bu konulara eğilinmesinin gerekliliği konusunda ön ayak olabileceğini gördüm. Uluslararası alanda çalışan çok değerli hocalarımızın, bakanlık çalışanlarının, bir rektörün de katılımı ile gerçekleşen workshopumuzda bir öğrenci olarak bana her zaman söz hakkı verildi. Bu bizim her zaman tıp eğitimi konusunda ceesaretli bir şekilde isteklerimizi dile getirmemiz gerektiğini görmemi sağladı. Raporumun sonucu olarak akreditasyon ve okulumuzun belli standartları sağlaması için gerekli girişimlerde öğrencilerin yalnızca talep eden taraf değil aynı zamanda girişimleri başlatan taraf da olması gerektiğini gördüğümü belirtmek istiyorum.

Resim: